← Yazılarım

Hayatta Yön Bulamamak: Değerlerinizi Netleştirerek Nereden Başlayabilirsiniz?

5 dakikalık okumaSevgi Yılmaz

Hayatta yön bulamadığınızı hissettiğinizde ilk adım büyük bir karar vermek değil, sizin için neyin gerçekten önemli olduğunu, yani değerlerinizi netleştirmektir. Yön çoğu zaman bir hedef listesinden değil, “nasıl bir hayat yaşamak istiyorum?” sorusunun cevabından doğar. Bu yazıda yön kaybının sık görülen nedenlerini, değerlerinizi fark etmek için evde yapabileceğiniz üç kısa çalışmayı ve bu farkındalığı küçük adımlara nasıl dönüştürebileceğinizi anlatıyorum.

Yön bulamamak ne demek?

Bu duygu farklı cümlelerle dile gelir: “Ne istediğimi bilmiyorum”, “Her şey yolunda ama bir şey eksik”, “Yıllardır aynı yerde dönüp duruyorum.” Dışarıdan bakıldığında hayat düzenlidir; iş vardır, ilişkiler vardır, sorumluluklar yerine getirilir. Ama içeride bir boşluk, bir sıkışmışlık hissi vardır.

Yön bulamamak bir yetersizlik ya da tembellik işareti değildir. Çoğu zaman hayatın bir döneminde işe yarayan seçimlerin artık size uymadığını gösteren bir sinyaldir. Bu sinyali duymak, değişimin başlangıcıdır.

Yön kaybının sık görülen nedenleri

  • Başkasının haritasıyla yürümek: Ailenin, çevrenin ya da toplumun “doğru” bulduğu yolu seçmek ve bir gün bu yolun size ait olmadığını fark etmek.
  • Bir dönemin kapanması: Mezuniyet, emeklilik, çocukların evden ayrılması, bir ilişkinin bitmesi ya da iş değişikliği gibi eski rollerin bittiği ama yenilerinin henüz oluşmadığı geçiş dönemleri.
  • Çok fazla seçenek: Önünüzde o kadar çok yol vardır ki hiçbirini seçmemek en güvenli seçenek gibi görünür.
  • Kendinizi duymaya zaman kalmaması: Gündelik koşturma içinde ne hissettiğinizi ve ne istediğinizi sormaya fırsat bulamamak.

Bu nedenlerin ortak noktası, dışarıdaki yönün içerideki pusuladan kopmuş olmasıdır. Pusulayı yeniden bulmanın yolu değerlerden geçer.

Neden önce hedefler değil de değerler?

Hedef, ulaşıldığında biten bir noktadır: bir terfi, bir taşınma, bir sınav. Değer ise bir yöndür; hiçbir zaman “tamamlanmaz”, her gün yeniden yaşanır. Örneğin özgürlük sizin için önemli bir değerse, bu değer bir iş seçiminde, bir ilişkide ya da hafta sonunuzu nasıl geçirdiğinizde farklı biçimlerde karşılık bulur.

Sosyal psikolog Shalom Schwartz’ın pek çok ülkede yürüttüğü araştırmalar, insanların değerlerinin özerklik, başarı, güvenlik, iyilikseverlik ve gelenek gibi ortak başlıklar altında toplandığını, ancak bu değerlere verilen önemin kişiden kişiye değiştiğini gösterir (Schwartz, 2012). Yani mesele “doğru değerleri” bulmak değil, kendi değer sıralamanızı fark etmektir. Değerleriniz netleştiğinde hedefler daha kolay seçilir; çünkü artık neyin size uygun olduğunu ölçebileceğiniz bir ölçütünüz vardır.

Değerlerinizi fark etmek için üç kısa çalışma

Aşağıdaki çalışmalar için sessiz bir yarım saat, bir kâğıt ve kalem yeterlidir. Cevaplarınızı düzeltmeye çalışmadan, aklınıza geldiği gibi yazın.

1. En canlı hissettiğiniz üç an

Son birkaç yılı düşünün ve kendinizi gerçekten canlı, yerinde ve kendiniz gibi hissettiğiniz üç anı yazın. Her biri için şunu sorun: O anda ne oluyordu, kimlerleydim, ne yapıyordum? Sonra üç anın ortak noktasını arayın. Belki üçünde de bir şey öğreniyordunuz, belki birine destek oluyordunuz, belki tamamen kendi kararınızla hareket ediyordunuz. Bu ortak nokta, büyük olasılıkla temel değerlerinizden birine işaret eder.

2. Sizi en çok rahatsız eden şey

Değerler bazen en net biçimde çiğnendiklerinde görünür. Sizi en çok öfkelendiren, kıran ya da huzursuz eden durumları yazın. Haksızlık mı, kontrol edilmek mi, yalan mı, düzensizlik mi? Bir durumun sizi bu kadar etkilemesi, çoğu zaman önemli bir değerinizin orada zarar gördüğünü gösterir.

3. Bir haftalık enerji notları

Bir hafta boyunca her akşam iki satır not alın: Bugün enerjimi ne yükseltti, ne düşürdü? Hafta sonunda notlarınıza baktığınızda bazı uğraşların, kişilerin ya da ortamların sürekli tekrar ettiğini göreceksiniz. Bu notlar, “ne istediğimi bilmiyorum” cümlesinin yerine somut bir başlangıç verisi koyar.

Üç çalışmanın sonunda ortaya çıkan kelimeleri bir araya getirin ve sizin için en önemli üç ile beş değeri seçin. Bu liste kesin olmak zorunda değildir; zamanla değişebilir. Kendinizi gözlemlemenin dönüşümdeki yerini özgözlem üzerine yazdığım yazıda da anlatmıştım.

Değerler birbiriyle çatıştığında

Bazen iki önemli değer aynı anda farklı yönlere çeker: güvenlik ile özgürlük, ailenize ayırdığınız zaman ile işinizdeki başarı gibi. Bu çatışma, yön bulamama hissinin en sık kaynaklarından biridir. Burada amaç birini seçip diğerinden vazgeçmek değildir. Şunu sormak daha yararlıdır: Hayatımın bu döneminde hangisine biraz daha alan açmak istiyorum ve diğerini nasıl koruyabilirim? Örneğin güvenliği önemseyen biri işini hemen bırakmadan, haftada birkaç saatini merak ettiği bir alana ayırarak özgürlük değerine de yer açabilir. Öncelik belirlemek, değerlerin birbirine rakip değil, birbirini dengeleyen parçalar olduğunu görmeyi sağlar.

Değerlerden ilk adıma

Değerlerinizi bilmek tek başına yön vermez; yön, bu değerleri gündelik hayata taşıdığınızda oluşur. Şu iki soru bu köprüyü kurmanıza yardımcı olur:

  • Bugünkü hayatım bu değerlerin ne kadarını taşıyor? Her değer için kendinize 1 ile 10 arasında bir puan verin. En düşük puanı alan değer, nereden başlayacağınızı gösterebilir.
  • Bu değeri bu hafta biraz daha yaşamak için atabileceğim en küçük adım ne? Büyük kararlar yerine küçük ve uygulanabilir adımlar seçin: bir konuşma, bir başvuru, haftada bir saatlik bir uğraş ya da yerinde söylenmiş bir “hayır”.

Küçük adımlar iki işe yarar: Hem bir değeri gerçekten yaşadığınızda nasıl hissettiğinizi denemiş olursunuz, hem de yön duygusu siz hareket ettikçe netleşir. Çoğu zaman yön önce bulunup sonra yürünmez; yürüdükçe bulunur. Değişime gerçekten hazır olup olmadığınızı tartıyorsanız değişimi gerçekten istiyor muyum yazım bu soruyu derinleştirmenize yardımcı olabilir.

Koçluk bu süreçte nasıl eşlik eder?

Bu çalışmaları tek başınıza da yapabilirsiniz. Koçluk, süreci sizinle birlikte yürüyen bir yapıya dönüştürür. Koç size hangi yolu seçmeniz gerektiğini söylemez; sorularla değerlerinizi görünür kılmanıza, birbiriyle çelişen değerler arasında öncelik belirlemenize ve küçük adımlarınızı takip etmenize eşlik eder. Karar ve sorumluluk her zaman sizde kalır. İlk görüşmeye nasıl hazırlanabileceğinizi ilk koçluk görüşmesine hazırlık yazımda anlattım.

Bir not: Yön bulamamak bazen daha derin bir yorgunluğun işareti olabilir. Haftalarca süren yoğun mutsuzluk, hiçbir şeyden keyif alamamak, uykuda ve iştahta belirgin değişiklikler gibi durumlar koçluğun değil, bir ruh sağlığı uzmanının alanına girer. Bu ayrımı yaşam koçu ile psikolog arasındaki fark yazımda ayrıntılı anlattım.

Son söz

Yön bulamamak, hayatınızın yanlış gittiği anlamına gelmez; çoğu zaman kendinize yeniden dönme zamanının geldiğini söyler. Pusulanız dışarıda değil, içinizdedir. Değerlerinizi fark ettiğinizde hangi yolun size ait olduğunu ayırt etmek kolaylaşır. Ümitköy’deki merkezimde yürüttüğüm koçluk görüşmelerinde de bu soru önemli bir başlangıç noktasıdır: Sizin için gerçekten önemli olan ne?

Bu konuda okumaya devam et

Görüşmelerin nasıl ilerlediğini yöntem bölümünde anlatıyorum.