← Yazılarım

Bambu Ağacının hatırlattıkları.

1 dakikalık okumaSevgi Yılmaz

Bazı ağaçların hikâyesi, insana yalnızca büyümeyi değil; beklemeyi, sabrı ve kökün gizli iradesini de öğretir. Çin topraklarında yetişen bambu, bunun en berrak örneklerinden biridir.

Bir tohum toprağa bırakılır. Günler, aylar, yıllar birbirini takip eder. Sulanır, toprağı havalandırılır, güneşi görür. Fakat dışarıdan bakan göz için neredeyse hiçbir şey değişmez. Yalnızca cılız bir filiz… İnsan merak eder: “Acaba bu tohum ölü müdür, yoksa bizi yanıltan bir sırra mı sahiptir?”

Oysa toprak altında başka bir hikâye yazılmaktadır. Kök, sabırla derinlere iner; damar damar yayılır, görünmeyeni dokur. Sessizlik içinde, karanlıkta, kimsenin alkışlamadığı bir yerde uzun yıllar süren bir hazırlık başlar.

Ve bir gün… Vakti geldiğinde, bambu göğe doğru hızla fışkırır. Haftalar içinde onlarca metreye ulaşır. İnsan hayret eder; sanki yılların sessizliğini telafi etmek istercesine büyür. İşte o zaman anlaşılır ki: bambu beş haftada değil, beş yıl boyunca büyümüştür.

İnsana Düşen Pay

Hayat da çoğu kez böyledir. Dışarıdan görünmeyen çabalar, sabırla verilen emekler, kökleri derinleştiren sınavlar… Hepsi bir gün, hiç beklenmedik bir zamanda filizlenir. O “birdenbire” sandığımız sıçrayışlar, aslında yılların görünmeyen gayretinin meyvesidir.

Kök dönemi olmadan yükseliş olmaz. Derinleşmeyen, göğe uzanamaz.

Koçluğun Katkısı

Benim yaptığım ise bu köklenme devresinde, kişiye kendi sabrını, kendi derinliğini hatırlatmak; köklerinin sesini duyurmak. Çünkü bambunun hikâyesi yalnızca Çin topraklarına ait değildir; her insanın içinde benzer bir kök ve yükseliş zamanı vardır.

Her danışan, kendi “bambu yılı”nı yaşar: kimi zaman görünmez çabalarla, kimi zaman sessiz bekleyişlerle. Koçluk, bu sürecin fark edilmesini ve zamanı geldiğinde göğe doğru hızla yükselmenin hazırlığını sağlar.